Ümit Özdağ, “Türk halkı 11 milyon Suriyelinin yükünü taşıyor”

Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ, Süleyman Soylu’nun 15 Eylül’de katıldığı bir toplantıda “Ülkemizdeki olayların yarısı kadar olanları yabancılar gerçekleştiriyor” dediğini daha sonra bu ifadelerin resmi hesaplar ve Anadolu Ajansı haberinden çıkartıldığını belirtti. Türkiye’de Suriyelilere verilen vatandaşlık sayısının da gizlendiğini bildiren Özdağ, yakında gerçek rakamları açıklayacaklarını ifade etti.

Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, Ankara’da gazetecilerle bir araya gelerek soruları yanıtladı. 26 Ağustos’ta kurulan ve kurulmasının üzerinden 22 gün geçen Zafer Partisi’nin kuruluş süreci ve kuruluştan bugüne kadar geçen 22 gün hakkında bilgi verdi.

Özdağ, “19 Mayıs’ta Anıtkabir’i ziyaret ederek yola çıktık. Sonra 29 Mayıs’ta Türk Milletinin tarihinin başladığı yere gittik. Yesi diğer adı ile Türkistan kentine. Mete Han’ın başkenti ve Hoca Ahmet Yesevi’nin dergahının ve türbesinin olduğu kent. Hoca Ahmet Yesevi ‘nin türbesinden aldığımız toprağı Haziran’da Hacı Bektaş Veli hazretlerinin türbesinin girişindeki karadut ağacının altına serdik.
26 Ağustos ‘ta partimizin kuruluş dilekçesini İç İşleri bakanlığına verdik ve 30 Ağustos’ta hem Türk ordusunun zaferini hem Zafer Partisinin kuruluşunu kutladık.

Bu 22 gün içinde teşkilatlanma çalışmalarımızı da etkili şekilde sürdürdük. Ankara, İstanbul, Adana, Batman, Konya, Kırşehir, 15 ilde il başkanlarımızı atadık. Atamalar hızla devam edecek.

Ankara Siteler Suriyeli sığınmacıların en yoğun çalıştıkları yerlerden birisi. Siteler esnafını ziyaret ettik bir kişi haricinde konuştuğumuz bütün esnaf Suriyeliler gitsin dedi.

Ankara Önder Mahallesini ziyaret ettik. Suriyeli katil tarafından şehit edilen Emirhan kardeşimizin komşuları ile konuştuk. Mahalleli ile konuştuk. İlk kez Zafer Partisi böyle bir ziyaret gerçekleştirdi. Van ve Erzurum ziyaretlerimiz ileAfgan ordusu mensupları ve diğer kaçakların geçiş rotalarını inceledik.

Zafer Partisi’nin kurulması ve sığınmacıları evlerine göndermeleri konusunda kararlı politikaları hem diplomatik çevrelerde hem yabancı başkentlerde hem de Türkiye’ de yapılmak istenen görmemezlikten gelme, karartma, gündeme almama politikalarına rağmen nasıl etkili olduğunu ve dikkatle izlendiğini görüyoruz.” ifadelerini kullandı.

Zafer Partisi’nin kuruluşunun, gerek Saray Rejiminin gerek sarı muhalefetin dengeleri, pozisyonları yeniden belirlemesine yol açtığını belirten Özdağ, şöyle devam etti:

“Türk siyasetinin önceliklerinin yeniden belirlenmesini sağlayacak adımları attı.
Zafer Partisi Türk siyasetine girene kadar Türkiye’nin yaşanan ağır ekonomik buhran ile birlikte en önemli sorunu olan ve ekonomik buhranı daha da ağırlaştıran sığınmacı ve kaçaklar meselesini hem Saray Rejimi hem sarı muhalefet görmemezlikten geliyordu.

Saray Rejimi 10 sene içinde Türkiye’yi dünyanın en fazla sığınmacısının olduğu ülke haline getirmiştir. Kayıtlı 3.7 milyon olmak üzere en az 5.3 milyon Suriyeli vardır. Afgan, Iraklı, İranlı, siyah Afrikalılar ile birlikte Türkiye’de 8 milyon sığınmacı ve kaçak bulunmaktadır.

“Türk halkı 11 milyon insanının yükünü taşımaktadır”

Suriye’nin kuzeyinde Türkiye’nin evlerini, hastanelerini, okullarını, spor komplekslerini, yollarını yaptığı, maaşlarını verdiği ve sosyal yardım yaptığı 3 milyon ile birlikte Türk halkı 11 milyon insanının yükünü taşımaktadır.

Bu bilinçli yönlendirilen göç süreci Ülkemizin demografik yapısı hızla değişmesine yol açmıştır. Kilis’te Türkler azınlığa düşmüştür. Hatay’da 9 sene sonra Türk ve Suriyeli nüfusu eşitlenecektir. Kayıtlı ve kayıtsız Suriyeliler Türkiye’ de kalır ise 20 sene sonra Türkiye’ de 15.3 milyon Suriyeli olacak.

Suriyeli sığınmacılara bir yandan vatandaşlık verir, diğer yandan sağlık, eğitim ve ekonomide önemli avantajlar sağlarken, Saray Rejiminin sığınmacılar politikasına yönelik eleştiri getirenleri, Türkiye’ de bir iç savaş sosyolojisi ortaya çıkmasın diyenleri rejimin propagandistleri ırkçı, yabancı düşmanı olmakla suçlamışlardır.

Zafer Partisi kurulduktan sonra AKP’de Türkiye daha fazla sığınmacı alamaz. Geri gitmelerini istiyoruz açıklamaları yapmaya başladı. Ne oldu AKP? Sizde ırkçı, yabancı düşmanı mı oldunuz?

Öte yandan sarı muhalefet CHP’de 2020’de yaptığı Sığınmacılar çalıştayı sonrasında yayınladığı raporda Göç ve Entegrasyon Bakanlığı kurarak, Suriyelilere vatandaşlık verme kararını açıklamıştı.

“Erdoğan’dan sonra en iyi AKP’li Kılıçdaroğlu”

Şimdi Erdoğan’ dan sonra en iyi AKP’li olan Kılıçdaroğlu “Ben de yollayacağım, ben de yollayacağım” diye ortaya çıktı. Tabii konuyu bilmediği için hata üzerine hata yapıyor.

Gönüllü olanları yollayacağım diyor. Ev yapıp yollayacağım diyor.

Küçük sarı muhalefet ise Suriyelilere iş kurma eğitimi verdiğini en yetkili ağızdan açıklamıştı. Onlara söyleyecek hiçbir şeyimiz yok.

Saray Rejimi ve sarı muhalefetin durumu bu iken Türk halkının yüzde 90’ı 8 milyon sığınmacı ve kaçağın ülkelerine dönmesini şiddetle talep etmektedir. Ne Saray Rejimi ve sarı muhalefet Türk Milletinin bu demokratik talebini temsil etmemişlerdir.

Zafer Partisi’nin kurulması ile birlikte Anadolu’nun örtülü ve sessiz istilasına karşı Türk Milletinin iradesi Türk siyasetine girmiştir. Zafer Partisi sessizce ülkesinin işgalini izlemeye ve bunun ekonomik, sosyal, kültürel, politik bedelini ödemeye zorlanan Türk halkının YETER ARTIK VATANIMI PAYLAŞMAM diyerek ayağa kalkmasıdır.

Zafer Partisi İstanbul’ da işini Suriyeliye, Afgan’ a, Pakistanlıya kaybeden Türk tekstil işçisinin, eşinin ve çocuklarının partisidir.

Zafer Partisi, Gaziantep ‘te işyerini Suriyeliye kaybeden ve evine dönen terzi kardeşimizin partisidir.

Zafer Partisi Şanlıurfa’ da devlet hastanesinde Suriyelilerin gerisinde kalmaktan bırak Fatma teyzenin partisidir.

Zafer Partisi İstanbul’ da İzmir’de Ankara’ da caddelerde, otellerde, AVM’lerde taciz edilen kadınların partisidir.

Zafer Partisi, Suriyeliler tarafından katledilen gençlerimizin partisidir.

Zafer Partisi, Türkiye ve Türk halkına karşı suç işleyen sığınmacılara karşı Türk halkının savunma hattıdır.

Değerli basın mensupları,

Sığınmacıların Türkiye’ye gelmesi sonrasında Türkiye suçlar hızla artmıştır. Saray Rejimi uzun yıllar Suriyeliler başta olmak üzere ülkemizde yaşayan ve suç işleyen Suriyelilerin suç oranlarını gizlemiştir.

Bu suçlardan birisi de dün Tarımdan sorumlu Genel Başkan yardımcımız Yelda Döne Çelik’e karşı işlenmiştir. Yelda Döne Çelik Hatay/Reyhanlı’da tarım ile uğraşan üniversite mezunu, Hatay’ ın tanınmış ailelerinden birisine mensup bir kardeşimizdir. Dün kendisine aracının açık olan penceresinden bir Suriyeli tarafından iki kez yumruk atılmış ve kaşı açılmıştır.

Buradan Saray Rejimine sesleniyorum. Zafer Partisi yöneticilerine, mensuplarına, binalarına Suriyelilerve diğerlerin tarafından yapılacak hiçbir saldırı karşısında sessiz ve hareketsiz kalmayacağız.

Türkiye’ de beslediğimiz, giydirdiğimiz, barındırdığımız insanların bizim ülkemizde, bizim paramızla bizim insanlarımıza kafa tutmasını, şiddet uygulamasını kabul etmiyoruz. Zafer Partisi ‘ne saldırmaya cesaret eden her sığınmacı bunun bedelini öder.

Buradan Hatay Vali ve Emniyet Müdürüne de sesleniyorum. Saldırıyı gerçekleştirenlerin en kısa zamanda adalete teslim edilmesini bekliyoruz.

Zafer Partisi, Ekim 2021 Genel İdare Kurulu’nu Hatay/Reyhanlı’da yapacaktır.

Değerli basın mensupları,

Türk halkına Suriyelilerin işledikleri suçlar Türklerden az denilerek yalan söylenmiştir.

Suriyeliler başta olmak üzere Afganlar ve diğerlerinin suç oranları Türk vatandaşlarının suç oranlarına göre kat ve kat daha fazladır. Açıklanan, duyduğumuz suçlar gerçekleşen suçların sadece onda biridir.

2020 yılı ve 2021 yılının ilk yarısı içerisinde geçici koruma altındaki Suriyelilerin asayişi farklı açılardan zedeleyen 2383 Suriyeli olduğu tespit edilmiştir. Bu suçların yüzde 28.S’i terör, yüzde 1.l’i narkotik, yüzde 9.5 insan kaçakçılığı yüzde 60.9’u ise asayiş olaylarıdır. Suriyelilerin yoğunluklu olarak karıştıkları asayiş suçları ise kavgalar, yaralama olayları, hırsızlıklar, dolandırıcılıklar, taciz ve tecavüz vakaları, kaçakçılık, mafyalaşma, düzen bozma ve kurallara uymama gibi suçları içermektedir. Bu başlıklar içerisinde ise en büyük pay, kavgalar-yaralamalar ve mafyalaşma faaliyetlerine aittir.

Diğer bir ifade ile 80 milyon Türk vatandaşının işlediği suç kadar suçu toplam 8 milyon Suriyeli, Afgan ve diğerleri işlemektedir.

Sonuç olarak sığınmacılar ve kaçaklar ülkemizde bir suç fırtınası estirmektedir.

Suriyelilerin, Afganların ülkemizde bir suç fırtınası estirdiğini zaten biliyorduk. Ancak Saray Rejiminin İç İçleri Bakanı 15 Eylül 2021’de yaptığı açıklamada bu durumu itiraf etmiştir.

Değerli basın mensupları, Süleyman Soylu’nun açıklamasının filmi Anadolu Ajansı, İç İşleri Bakanlığı ve Süleyman Soylu’nun hesaplarından yayınlanmıştır. Açıklamanın 18 dakika 08saniyesinde konuşmanın kesildiği anlaşılmaktadır.

Şimdi hep birlikte izleyelim.

“Soylu, Suriyelilerin ve Afganların suçlarını gizlediklerini itiraf etti”

Değerli basın mensupları,

Anadolu Ajansı, İçişleri Bakanlığı ve Süleyman Soylu’nun kendi hesabından çıkarılan, Türk halkından gizlenmeye çalışılan gerçek nedir? Soylu ne söylemiştir?
Onu da izleyelim.

Bu bölüm neden konuşmadan kesip çıkarıldı? Gördüğünüz gibi gerçekler Türk halkından gizleniyor. 8 milyon sığınmacı ve kaçağın işlediği suçların 80 milyon Türkün işlediği kadar olduğu gerçeğini gizlemeye çalışıyorlar.
Ama Allah konuşturdu. Bizim yıllardan buyana suçları gizliyorsunuz diyorduk. Soylu, Suriyelilerin ve Afganların suçlarını gizlediklerini itiraf etti.

Soylu, Suriyelilerin işlediği suçları sadece gizlemeye değil şu şekilde küçümsemeye çalışıyor.
Suçların yarısını kendi aralarında işliyorlarmış. Peki, diğer yarısını kimlere karşı işliyorlar. Türklere karşı.
Soylu tekrar suçu küçümsemek için kendi aralarında işlediklerin suçların yarısı da küçük yaşta evlilik diyor.

Soylu’nun bir diğer tespiti şu: Suriyelilerin gelmesi Türkiye’nin kamu güvenliğini bozar dediler, oysa Türkiye ‘nin kamu güvenliği bozulmadı diyor. Bir ülkede suç oranı yabancılara bağlı olarak yüzde 50 artar ise kamu güvenliği bozulmuş olmaz mı?

Soylu bu cümleyi Gaziantep’te askerden geldikten kısa bir süre sonra Suriyeliler tarafından rambo bıçağı ile boynu kesilerek şehit edilen 21 yaşındaki Necati Bağcı ‘nın babasına söyleyebilir mi? Veya İstanbul’da kaburgaları kırılarak kalbinden bıçaklanan 16 yaşındaki milli futbolcu İsmail Bayar’ın annesine anlatabilir mi?

İstanbul’da evinde misafir ettiği Suriyeliler tarafından öldürülen 70 yaşındaki Kemal Varıcı dedenin torunlarına söylerse ne cevap alır? Mersin’ de “Uyuyacağım, gürültü yapmayın” dediği için Suriyeliler tarafından öldürülen 24 yaşındaki Hanefi Hisak’ın hakkını savunuyor. Adana’da 27 yaşında bir Suriyeli katil tarafından katledilen 17 yaşındaki Yahya Kırlangıç’ın babası kamu güvenliğinin bozulmadığı fikrine acaba ne der? Ve Ankara’da Önder Mahallesinde “Devlet malına zarar vermeyin, yüksek sesle küfretmeyin” dediği için Suriyeliler tarafından katledilen Emirhan Yalçın’ ın yakınları çocuklarının kamu güvenliğini korumak isterken öldürüldüğünü söylemezler mi?

Öte yandan Suriye iç savaşının ve sığınmacıların Türkiye’ye gelmesi sonucunda IŞİD Urfa/Suruç’ta 32 kişiyi bombalayarak öldürdü.

Ankara Gar katliamında Cumhuriyet tarihinin en büyük katliamını gerçekleştirdi 106 kişi öldürüldü.
Atatürk Havalimanı saldırısında onlarca kişi öldürüldü. Hatay Reyhanlı saldırısında 57 kişi öldü.
Gaziantep düğün saldırısında 53 kişi öldü.
IŞİD’in gerçekleştirdiği Reina saldırısında 39 kişi öldü.
Bu Süleyman Soylu’ya göre bir şey olmamış hali. Bir de bir şey olsaydı ne olacaktı?
Bunlar rakam değil. Bunların hepsi annesi, babası, çocukları, kardeşleri olan insanlar.

“Suriyelilere verilen vatandaşlık sayısı ile ilgili olarak yalan söylenmektedir”

Değerli basın mensupları,

Türk milletinden gizlenen sadece Suriyelilerin suç oranları değil, Suriyelilere verilen vatandaşlık sayısıdır.
Suriyelilere verilen vatandaşlık sayısı ile ilgili olarak yalan söylenmektedir. Eskiden Türk vatandaşlığı alanların isimleri Resmi Gazete’de yayınlanırdı. Artık yayınlamıyorlar. Kimleri vatandaşlık aldığını ve kaç kişinin aldığını suçları gizlediklerin gibi gizliyorlar.

Düşünün siz bu ülkede doğdunuz. Anneniz babanız vergilerini verdiler. Babanız askerlik hizmetini yaptı. Ailenizden uzak veya yakın geçmişinde şehitler, gaziler var. Siz bu ülkede vergilerinizi vererek yaşıyorsunuz.
Sizin bu ülkenin kaderi ve geleceği ile ilgili söz söyleme, oy kullanma hakkınız vardır. Ancak kendi ülkesinin geleceği için mücadele etmektense Türkiye’ye gelen bir kişiye vatandaşlık verdiğiniz zaman o kişilerinde Türkiye’nin geleceği ve kaderi hakkında oy verme hakkını veriyorsunuz demektir.

Saray Rejimi, Türkiye’de gayri menkul satın alanlara Türk vatandaşlığı veriyor. Sadece satın alan değil, karısı, kocası ve çocukları da Türk vatandaşı oluyor. Ve yarın bunlar bizimle birlikte Türkiye’nin kaderi üzerinde söz sahibi olacaklar. Bu Türk Milletinin egemenlik hakkına saldırıdır.

“Türk vatandaşlığı alan Suriyelilerin gerçek sayısını açıklayacağız”

Zafer Partisi olarak açıklıyoruz. Bu şekilde verilen bütün vatandaşlıkları iptal edeceğiz.
Üzerinde bu bağlamda durmak istediğim bir başka husus ise sahte vize, sahte soğuk mühür ve sahte hudut girişi olanlara Türkiye’de oturma izni alıyorlar. Emniyet Genel Müdürlüğü konuyu biliyor. Polislerin bu konuda kendi aralarında yaptığı konuşmaları dinledim.

Size önümüzdeki günlerde bir sürprizimiz olacak. Türk vatandaşlığı alan Suriyelilerin gerçek sayısını açıklayacağız.

Değerli basın mensupları,

Bize soruyorlar ve muhtemelen sizde soruyorsunuzdur. Tabii ki sadece sığınmacıları ülkelerine yollamak çok önemli ancak başka yapacağımız bir çok şey var. Açıklayacağız ancak sakın Kemal Kılıçdaroğlu’na söylemeyin. Bizde yapacağız diye ortaya çıkacaktır.

Nitekim, Zafer Partisi ‘nin sığınmacılar dışında en önemli projelerinden birisi uyuşturucuya karşı mücadele programı başlatmak. Çocukları uyuşturucu kullanan anne ve babaları söz verdim. Size çocuklarınızı geri vereceğiz. Sadece çocuklarınızı kucaklamakla kalmayacaksınız, sağlıklı torunlarınızı da kucağınıza alacaksınız demiştim. Sayın Kılıçdaroğlu’nun son demecinden uyuşturucunun zararlarını anladığını görüyorum.

Değerli basın mensupları,

Zafer Partisi’nin program ve eylem planlarında ülkemiz için yapılması planlanan birçok husus var. Ancak arabayı sürebilmek için çekili olan el freninin indirilmesi gerekir. Biz Türkiye’nin çekili el freni olan sığınmacı ve kaçakları ülkelerine yollayarak çekili en frenini indireceğiz. Kim araç el freni de çekili şekilde gider diyor ise yalan söylüyor. Zafer Partisi Türk Milletine söylenen bu yalana son vermiştir.

Zafer Partisi kurulana kadar Türk siyaseti birbirlerinden görünürde nefret etmekten başka iş yapmayan ancak diğer yandan da “siyasetçi siyasetçinin dostudur” diyerek, genel merkez koridorlarında karşılıklı menfaate dayanan işlerini sürdüren siyaset denklemi ortadan kalkmıştır.

Eğer rakip partilerdeki siyasetçiler birbirlerinin dostu ise halka karşı kurulmuş bir ittifak söz konusudur.
Zafer Partisi bu ittifakların parçası olmadan ittifakı Türk Milleti ile yapacaktır.

Zafer Partisi’nin kurulması ile siyasetin yeni denklemi de ortaya çıkmıştır. Artık Türk siyasetinde iki blok vardır.

Sığınmacıların ülkelerine dönmelerini isteyen seçmenin tek güveneceği seçenek Zafer Partisidir.

Suriyeliler ve diğerleri kalsın diyorsanız kime verirseniz verin fark etmez.”