2019 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2017 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısının 1’inci Tur görüşmeleri münasebetiyle

11/12/2018

İYİ PARTİ GRUBU ADINA ÜMİT ÖZDAĞ (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ben İYİ PARTİ’nin Millî İstihbarat Teşkilatı bütçesiyle ilgili görüşlerini sizlerle paylaşacağım.

Politik ve askerî zaferin en önemli unsuru istihbarattır. İstihbaratın önemi her geçen yüzyıl biraz daha artıyor ve bugün ulaştığı nokta insanlık tarihindeki en önemli nokta. Türkiye soğuk savaş sonrasında, çevre coğrafyalar olan Balkanlar, Kafkaslar ve Orta Doğu’da yaşanan iç savaşlar ve iç savaşlar sonrasında gerçekleşen jeopolitik parçalanmaların merkezinde duran bir ülke. Ülkemiz, Kuveyt’in işgaliyle başlayan ve hâlen Suriye merkezli olarak devam eden Orta Doğu iç savaşının içine çekilmek isteniyor. Çevre coğrafyalarda yaşanan savaşlar göstermektedir ki Türkiye’nin daha güçlü, yeniden organize olmuş ve yeni görevlerle yetkilendirilmiş bir istihbarat teşkilatına ihtiyacı vardır.

Millî İstihbarat Teşkilatının yeniden yapılanmasının bir an önce gerçekleşmesi gerekiyor. Bu yapılanma gereğinin 2 temel nedeni var. Birinci neden, çevre coğrafyalarda ortaya çıkan büyük değişimler ve bu değişimlerin ürettiği tehdit ve fırsatlardır. İkinci neden ise Türk istihbarat ve güvenlik sisteminin, tarihin gördüğü en büyük istihbarat operasyonlarından biri olan FETÖ’yle almış olduğu çok ağır darbedir. Türkiye, sırrı olmayan bir ülke konumuna gelmiştir.

Değerli milletvekilleri, bu 2 husus Türk istihbaratının saldırgan bir yaklaşımla yeniden yapılanmasını zorunlu kılmaktadır. Yapılması gereken, hem zarar gören alanların onarılması hem ülkemize yönelik yeni tehdit türleri ile yeni bir örgütlenme ve anlayışıyla mücadele edecek bir sistemin kurulmasıdır. Bunun için MİT Yasası’nda yeni hukuki düzenlemelerin yapılması gerekmektedir.

Önümüzdeki süreçte Türkiye’nin karşı karşıya kalacağı tehditlerin büyük bir bölümü Orta Doğu kaynaklı olacaktır. Bunların başında, Türkiye’de sığınmacı olarak bulunan, resmî rakamlara göre 4 milyona yaklaşan Suriyeliden kaynaklanan tehdit gelmektedir. Bu Suriyeliler içinde ne kadar Suriye istihbarat elemanı olduğu bilinmemektedir. Suriye istihbaratı Türkiye’de büyük operasyonlara ne yazık ki imza atmış bir istihbarat örgütü. Keban Barajı’nı havaya uçuruyorlardı, son anda engellendi ama Yahşihan MKE TNT tesislerini Ağustos 1986’da havaya uçurmaları engellenemedi. Bunu yaparken de ilginçtir, bir Dev-Yol militanını ve onun aracılığıyla da TKP üyesi işçileri kullandılar. PKK örgütünü yıllarca destekleyerek Türkiye hakkında çok kapsamlı bir Türkiye istihbaratı oluşturdular. Suriye iç savaşı başladıktan sonra bile Türkiye’de operasyon yapma yeteneklerinin olduğunu gösterdiler. Reyhanlı’da 11 Mayıs 2013’te gerçekleşen saldırıda 53 kişi öldü. Bunu yapan Suriye istihbaratına çalışan Yusuf Nazik ve ekibiydi. Yusuf Nazik, 1984 Antakya doğumlu. Türk devleti Antakya’da Suriye istihbaratına çalışan hemen herkesi bilir ve tanır, buna rağmen saldırı engellenemedi.

Şimdi, Türkiye’de 4 milyon Suriyeli var ve bunların ne kadarının Suriye istihbaratının ödeme listesinde olduğunu bilmiyoruz. Bu durum, Türk istihbaratının önüne, MİT’in önüne çok zor bir görev koyuyor. Önümüzdeki dönemde Orta Doğu’da devam edecek olan jeopolitik sarsıntıların Türkiye’ye olan etkisinin en aza indirgenmesi de MİT’in Orta Doğu alanında daha fazla eleman ve kaynak ayırmasını gerektirmektedir.

Değerli milletvekilleri, Suriye iç savaşı sırasında Türkiye, IŞİD ve El Nusra için cephe gerisi olmuştur. Bu örgütler Türkiye’de bir altyapı oluşturdular; Türk istihbaratı, Türk ordusu ve polisinin reflekslerini, çalışma tarzlarını öğrendiler, inceleme imkânları oldu. Artık, üstelik Türkiye’de yaşayan bir büyük Suriyeli nüfus var; ne zaman dönecekleri belli değil hatta iktidarın yaklaşımına göre “Geri göndersek de gitmeyecekler.” telkininin yapıldığını görüyoruz. İşte bu, ne yazık ki bu Selefi cihatçı örgütler için yeni bir altyapı oluşturuyor ve Türk istihbaratının terörle mücadele sürecinde PKK’yla ilgili, diğer terör örgütleriyle ilgili elde etmiş olduğu çok geniş bir arşiv var fakat aynı şey Selefi yapılar için yok.

Değerli milletvekilleri, ülkemize yönelik diğer büyük tehdit ABD tarafından güney sınırımızda kurdurulan PKK-istandır. PKK-istan, Türkiye’ye karşı kapsamlı bir saldırının ve iç savaş tetiklemenin ana merkezi olacaktır. Bu da Millî İstihbarat Teşkilatının önündeki önemli bir görevdir.

Değerli milletvekilleri, yeni tehdit türleri MİT’in yurt içinde sadece kontrespiyonaj operasyonlarında değil, terör örgütlerine karşı da polisiye yetkilerle operasyon yapmasını gerektirmektedir. Hâlen MİT Yasası’nın 6’ncı maddesinde bahsi geçen yönetmelik, MİT’e Türkiye’de sadece kontrespiyonaj operasyonlarında polis yetkilerinin kullanılması imkânını veriyor ama artık bu yetmiyor; yetmediğini çok değişik operasyonlarda görüyoruz. Eğer Millî İstihbarat Teşkilatı terör örgütlerine karşı da polis operasyonları yapabilseydi, Reyhanlı saldırısı hiç olmazdı çünkü Millî İstihbarat Reyhanlı saldırısını haber aldı ama polis gereken zamanda müdahale edemediği için bomba patladı.

Değerli milletvekilleri, MİT’in yurt dışında askerî nitelikli operasyonlar için paramiliter bir kol oluşturması gerektiği Orta Doğu’da yaşanan değişik olaylar neticesinde ortaya çıkmıştır. Şimdi diyeceksiniz ki “Ya, böyle bir şey olur mu?” Zaten bu, fiilî durum arkadaşlar. Millî İstihbarat Teşkilatı, hâlen Suriye’de bu tür bir kadroyu oluşturmuş durumda ancak bunun hukuki zemini çok zayıf ve Türkiye’nin de gerçekten böyle bir yapılanmaya ihtiyacı var, bu yapılanmanın Parlamento tarafından gerçekleştirilmesi gerekiyor.

Değerli milletvekilleri, ülkemiz için bir diğer ağır tehdit, millî ve üniter devletten etnik federal devlete geçiş arayışlarıdır. Erdoğan “tek devlet” diyor ama AKP milletvekilleri Almanya’da federasyon konusunda görüş alışverişinde bulunuyorlar. Almanya’da yapılan görüşmeler, Oslo müzakereleri, İmralı’da Anayasa yapma ve Dolmabahçe açıklamasından sonra atılan yeni adım mı? İYİ PARTİ olarak tarih ve millet önünde söz veriyoruz, Türkiye’yi bedeli ne olursa olsun federasyona dönüştürtmeyeceğiz. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

Değerli milletvekilleri, Millî İstihbarat Teşkilatının istihbarat hedeflerinden bir tanesinin de işgal altındaki, Yunan işgali altındaki Türk adaları olması gerektiğini düşünüyoruz. 2004’ten bu yana işgal altında olan bu adalarda askerî ve sivil yapılanmaların hızla ilerlediğini görüyoruz. Adaların bazıları turizme açılmış hatta Turizm Bakanımızın şirketi de Türkiye’den işgal altındaki adalara turist taşıyor, bunun kabul edilebilir olduğunu düşünmüyoruz. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

Değerli milletvekilleri, MİT’in yeniden yapılanmasındaki ikinci husus, ağır şekilde FETÖ sızmasıyla tahrip olmuş bünyesinin bir an önce düzeltilmesi. Bakın, sadece size Basri Aktepe olayından bahsedeceğim. 2011’de Hakan Fidan tarafından MİT’e davet ediliyor, Elektronik Teknik İstihbarat Daire Başkanı oluyor, Genelkurmaydan alınan GES Komutanlığının başına geçiyor, daha sonra da bütün Türk istihbaratını bir elden yönetmek için kurulan Müşterek İstihbarat Koordinasyon Merkezi Genel Sekreterliğine atanıyor. Hakikaten mükemmel bir şekilde bütün istihbaratı birleştiriyoruz ve FETÖ’ye teslim ediyoruz. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

Biraz önce, Sayın Yavuz Ağıralioğlu “PKK’nın bir terör örgütü olduğunu anlamanız ve FETÖ’nün bir terör örgütü olduğunu anlamanız on beş, on altı sene sürdü” dedi. AKP’nin sayın grup başkan vekili de PKK konusunda itiraz etti, “Yok, biz, başından beri PKK’nın terör örgütü olduğunu biliyorduk.” dedi. Bile bile görüştünüz zaten, onu biz de biliyoruz ama FETÖ konusuna hiç itiraz etmedi çünkü gerçekten FETÖ’nün bir terör örgütü olduğunu anlamanız çok uzun süre aldı.

Değerli milletvekilleri, MİT’in bugün olduğundan çok daha fazla saha ve yabancı dil bilgisine sahip personele ve elemanlanmaya ihtiyacı vardır. Türkiye’nin savunmasını Türk Silahlı Kuvvetleri sınırdan başlayarak yapar ama istihbarat servisi sınırlarımızın çok ötesinden başlar. Hâl böyleyken yani Millî İstihbarat Teşkilatına daha fazla kaynak lazımken sarayın MİT bütçesini böyle kritik bir dönemde artırmak yerine azalttığını görüyoruz. Tabii, örtülü operasyonlar için örtülü ödenekten para aktarıldığını biliyoruz, burada sorun yok, bu da iyi bir şey ama mesele, sadece örtülü operasyonlar için harcanan para değil…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Özdağ, bir dakika daha ekliyorum.

ÜMİT ÖZDAĞ (Devamla) – …onun ötesinde daha fazla, daha kaliteli, daha eğitimli personele ihtiyaç var.

Sonuç olarak eğitimcilerin yeterince eğitildiği, maddi boyutu sınırlandırılmamış, operasyonel faaliyetleriyle yetkilendirilmiş personelden oluşacak bir istihbarat teşkilatının varlığı ancak daha büyük bir MİT bütçesiyle gerçekleşir.

İYİ PARTİ olarak MİT bütçesine “evet” diyoruz ancak bu bütçenin yeterli olmadığını düşünüyoruz.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Özdağ.