İYİ PARTİ Grubu önerisi münasebetiyle

29/11/2018

İYİ PARTİ GRUBU ADINA ÜMİT ÖZDAĞ (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye, dünyada en fazla sığınmacının olduğu ve bütçesine göre dünyada sığınmacılar için en fazla para harcayan ülkedir.

Suriye iç savaşından, Suriye’den sonra en fazla zararlı çıkan ülke de Türkiye olmuştur. Erdoğan’ın Beşar Esad’ı yıkma politikası tamamen çökmüştür. Sanırım, artık gizli görüşmeler de başladı Beşar Esad’la. Ancak, bu arada, resmî rakamlara göre, Türkiye’ye 3 milyon 800 bin Suriyeli sığınmacı yerleşmiştir. Yine iktidarın açıkladığı rakamlara göre, bunların Türkiye’ye maliyeti bir sene önce 35 milyar dolardı, aradan geçen bir sene içinde bunun 40 milyar dolara yaklaştığı anlaşılıyor. Bu maliyet her geçen gün artıyor.

Suriyeli sığınmacıların Türkiye için oluşturdukları tehdit sadece ekonomik tehditlerle sınırlı değil. Suriyeliler, orta ve uzun vadede, Türkiye’nin millî, kültürel, politik ve jeopolitik yapısını değiştirecek büyük tehditler oluşturmaktadır. Suriyeli sığınmacılar, Türkiye’nin kültürel ve etnik dokusunu değiştirecek hızla artmaktadırlar. Eğer resmî rakamları doğru kabul eder, 3,8 milyon üzerinden hesaplarsak bugün Türkiye’de yaşayan her 20 kişiden 1’i Suriyeli sığınmacıdır. 2040 yılında rakamları 7,5 milyona çıkacak ve her 13 kişiden 1’i Suriyeli olacaktır.

Değerli milletvekilleri, Suriyeli sığınmacıların kitlesel göçleri, modern bir kavimler göçüdür. Türkiye’nin demografik yapısını, millî kimliğini orta ve uzun vadede tahribata uğratacağı kesindir. Suriyeliler, bu gidişle, içimizde yaşayan ayrı bir millet olarak büyüyecekler ve gelişecekler. Bunu, politik talepler izleyecektir.

Bakın, daha bugünden, Türkiye’nin belirli kentlerinde Suriyeliler nüfusun yüzde 25’ini, yüzde 30’unu, yüzde 24’ünü oluşturmaktalar; Gaziantep’te, Şanlıurfa’da ve Hatay’da. Kilis’te ise Suriyeli nüfusu, Türk nüfusunu geçmiş durumda. Bir Kilis ortaokulunda yapılan araştırmanın sonucunu sizinle paylaşmak istiyorum: 52 Suriyeli çocuğun 246 kardeşi var, 49 Türk çocuğun ise 156 kardeşi var. Bunun, on sene sonra Kilis’in nüfusunu nasıl etkileyeceğini siz düşünün lütfen.

Kitlesel göçlerin bir silah olduğu artık Batı dünyasında iyiden iyiye kabul edildiği için kitlesel imha silahlarından hareket edilerek “kitlesel imha göçleri” kavramı kullanılmaya başlandı. İşte, Türkiye, böyle bir göçle karşı karşıya. Bu arada, Batı emperyalizmi kaynaklı bazı STÖ’lerin de “Bu sığınmacılar geldiler, bir daha gitmezler.” şeklinde Türk halkına yalan söylediklerini görüyoruz. Amaç, Türkiye’nin içerisine gelecekte manipüle edilebilecek etnik tuzaklar koymaktır. Ama sadece orta ve uzun vadeyle mi ilgili sıkıntılarımız? Hayır, bugünle de ilgili sıkıntılarımız var. 1 milyona yakın Suriyeli, Türk iş piyasasında çalışıyor ve Türklerin işsiz kalmasına yol açıyor, iş piyasasının dengelerini bozuyor ve şimdi, Hükûmet attığı yeni adımlarla daha fazla Suriyeliye iş vermek için çalışıyor, oysa Türkiye’de işsizlik oranı yüzde 15’in üzerine çıkmış durumda. İş bulamadığı için intihar eden öğretmenler var. 900 Suriyeliye öğretmenlik verildi geçen hafta. Açtıkları ticarethanelerde vergi ödemediklerini biliyoruz. Türk esnaf vergi ödüyor, mücadele edemiyor ve sonunda, biliyorsunuz, iflaslar birbirini izliyor. Lütfen, Gaziantep’e, Hatay’a ve Şanlıurfa’ya gidin, gerçeği yerinde görün. Türkiye’de güçlü bir Suriye mafyası oluşmaya başladı ve bu güçlü Suriye mafyasını destekleyecek ne yazık ki 600 binden fazla, klinik depresyondan geçen Suriyeli çocuk var, Türkiye için ciddi bir tehdittir bu. IŞİD ve El Nusra gibi örgütlerin bu zemini Türkiye’ye karşı gelecekte kullanacaklarından emin olabilirsiniz ve bu arada, Selefilik Türkiye’de çok hızlı bir şekilde yayılıyor, Hanefi Mâtüridi çizginin yerine Selefiliğin âdeta Türk kültürüne sızdığını görüyoruz, bunun üzerinde sizin de düşünmeniz gerektiğini düşünüyorum.

Hepinize saygılar sunuyorum.